The Brood (1979)

Bu filmlerde garip bir çekicilik var. Çekirdek çitlemek gibi, izledikçe izliyorsun ama bir taraftan da her seferinde ne kadar anlamsız olduklarını bir kez daha anlıyorsun. Filmi yöneten Cronenberg olsa da bu durum değişmiyor. The Brood’da (Türkçe DVD’nin isminde yine hayal gücü kullanımış: Hastanede Dehşet) konu fantastik ötesi. Psikoterapist Hal Raglan delileri tedavi etmede yeni bir yöntem bulmuş: Psikoplazma. Hastalarının nefret duygusuyla sonuna dek yüzleşmelerini sağlıyor ve yoğunlaşan bu nefret duygusu sonunda fiziksel değişikliklere sebep oluyor. Bir hasta babasına karşı nefretini vücudunda kırbaç izleri çıkararak gösteriyor. Bir başka hasta kendinden nefret ettiği için lenf kanserine yakalanıyor. Kahramanımız Frank’in karısı Nola da Raglan’ın hastalarından biri. Küçüklüğünde annesi ona eziyet etmiş ve babası buna göz yummuş. Kadın terapiler boyunca öfkesiyle yüzleştikçe, ortaya çıkan deforme cüce yaratıklar kadının annesini, babasını, kocasıyla ilgilenen bir başka kadını öldürüyor, hatta kocasının himayesindeki kızını da kaçırıyor. Tedavi kadının kendi kendine ucube çocuklar doğurabilmesine ve öfkesini bu çocuklar yoluyla göstermesine sebep olmuş. Filmin sonunda Frank kızını kurtarabilmek için karısını boğarak öldürüyor. Bu arada küçük ucubeler, dolaylı yoldan olsa da kendilerini yaratmış olan Dr. Raglan’ı öldürüyorlar. Frankenstein bir kez daha cezasını buluyor. Cronenberg 20-25 yılda iyi yol almış. Aslında bundan 4 sene sonra çekilen The Dead Zone hiç fena değildi. Belki de sorun, Cronenberg’in yazarlığının yönetmenliğine yaklaşamaması… Yine de bu film bir şeyi keşfetmemi sağladı. Sinir bozucu Cellocanlar Turkcell tarafından evcilleştirilmeden önce nasıldılar? İşte böyleydiler: Reklamlar

Read More →