Kuğular, kelebekler ve kapanan bir devir

Ben tam bir yaşımdaydım o gün. Öncesini hiç bilmiyorum, hiç anlatmadılar, hiç öğretmediler bana. Sonrası zaten tontiş Özal’lı yıllar. Büyüdüğümüz, geliştiğimiz, muasır medeniyetlere bir taraflarından eklemlendiğimiz zamanlar. Bizlere o dönemde kendimizi var etmek, kendimizi büyütmek öğretildi. Yükselmek, kazanmak, sahip olmak, ne pahasına olursa olsun gözü açık olmak, köşeleri dönmek öğretildi. O yüzden hâlâ biz, banka sırasında cingözlük yapar, trafikte emniyet […]

Read More →

Gergedan’a gelesin İhsan Oktay Anar!

Belki çağdışı ama mahalle kitapçısına sipariş verip sonra gidip alanlar hâlâ var aramızda. Bunu yapanlar, çocukken kütüphanedeki tüm kitapları gazete kağıdına sarıp, sonra yine gazeteden kesilmiş gerçek boyutlardaki kağıt paralar karşılığında ev ahalisine satmış kişiler olabilir. Bunu yapanlar, büyüyüp bir yerlerde maaşlı işe girip sonra da günün birinde kitapçı açmayı hayal etmeyi sürdürenler de olabilir. Hatta bu büyüyememiş çocuklar, hiç […]

Read More →

Kış Günlüğü

2002 Şubatı’nda, demek neredeyse on sene önce, Galatasaray’da yeni açılan Can Yayınları kitabevine soğuk ve yağmurlu bir akşamüstü, hava karardıktan sonra girdiğini hatırlıyorsun. İki katlı ama ufak bir yer, sadece Can Yayınları kitapları var. Açılmış olmasına seviniyorsun. Ondan üç sene önce, İstanbul’daki tüm kitapçılarda Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’ü aramış da bulamamıştın. Sonunda kalktın Hayriye Caddesi 2 numaraya gittin, kapıyı […]

Read More →