Gölgenin Heykeltraşı Giacometti İstanbul’da

Alberto Giacometti İsviçre’nin İtalyan bölgesinde doğdu. Babası ünlü postempresyonist ressam Giovanni Giacometti’ydi. Alberto ilk çalışmalarına babasının atölyesinde başladı ve tıpkı onun gibi aile üyelerinin, özellikle tek kızkardeşi Ottilia’nın portrelerini çizdi. Kendisi gibi sanatçı olacak diğer iki erkek kardeşi Diego ve Bruno gibi Cenova Güzel Sanatlar Okulu’na gitti.

Giacometti'nin 1910larda postempresyonist babasının izinde başlayıp 1960larda varoluşçuluğa uzanan öyküsü yaptığı kadın portrelerinde açıkça görülüyor: solda Ottilia, sağda Kırmızı Elbiseli Caroline.
Giacometti’nin 1910larda postempresyonist babasının izinde başlayıp 1960larda varoluşçuluğa uzanan öyküsü yaptığı kadın portrelerinde açıkça görülüyor: solda Ottilia, sağda Kırmızı Elbiseli Caroline.

Giacometti’nin hikâyesi 1922’de Paris’e giderek heykeltraş Antoine Bourdelle ile çalışmaya başlamasıyla kardeşlerinden sıyrılmaya başlıyor. Alberto Paris’te kübist ve sürrealist çevrelerle tanıştı. Miró, Max Ernst, Picasso ve Balthus gibi sanatçılarla birlikteydi. 1930ların sonlarında kendine özgü heykel tarzını geliştirirken, en çok kullandığı model hâlâ kızkardeşi Ottilia’ydı. Bu dönemde önde gelen sürrealist heykeltraşlardan biri kabul ediliyordu.

Giacometti heykel çalışmaları sırasında büstlerle ve kadın figürleriyle saplantılı derecede ilgilendi. Yaptığı birçok heykeli bitirmiyor, gittikçe ufalıp, incelip, küçücük kalana kadar tekrar tekrar yontuyordu. Figürleri, kendine has görüşünü, algılayışını yansıtacak şekilde heykellere dönüştürmek istiyordu. Bu sebeple sürekli modellerle çalışmaya devam etti. Elde ettiği sonuçlar ne kadar soyut olursa olsun, bu modelle çalışma tutkusu sürrealistler için affedilmez bir kusurdu. Sürrealistler onu akımdan uzaklaştırırken, Giacometti ise asıl amacının peşindeydi: “Ben insan figürünün değil, düşürdüğü gölgenin heykelini yapıyorum.” Hayatının son dönemlerinde varoluşsal sorunlarla gittikçe daha çok ilgileniyordu ve bunu daha karanlık, daha soyut eserler vererek sanatına da yansıtıyordu.

"İnsan figürünün değil, düşürdüğü gölgenin heykelini yapıyorum" diyen Giacometti'nin heykelleri Pera Müzesi'nde sanatçının bu arayışına uygun biçimde sergileniyor.
“İnsan figürünün değil, düşürdüğü gölgenin heykelini yapıyorum” diyen Giacometti’nin heykelleri Pera Müzesi’nde sanatçının bu arayışına uygun biçimde sergileniyor.

Pera Müzesi’nin ufak tefek iki katında bir Giacometti retrospektifi açıldı. Kültür birikimi kısıtlı, elindeki eser sayısı yok kadar az bir ülkede açılabilecek kadar zengin bir sergi. Getirilen resimler arasında Ottilia’nın ilk portrelerinden örnekler de, 1960ların ortalarında sanatçı ölmeden hemen önce çizilen Kırmızı Elbiseli Caroline da mevcut. Ayrıca hem büstlerden hem de kadın figürlerinden açıklayıcı olabilecek adette eser getirilmiş. Üstelik bunlar, sanatçının gölgenin heykeli peşinde geçirdiği sanat hayatını yansıtacak bir ışıklandırmayla sergileniyor. Ufak ama az ve öz bir sergi.

Reklamlar

Ekslibris derin mevzu

İtiraf ediyorum, kitaplarım konusunda fazlasıyla bencilim. Her kitabımın ilk sayfasına aldığım tarihi yazarım, uyduruk da olsa kendi yaptığım bir veritabanına kitabı kaydederim. Okuduktan sonra da sonsuza kadar çıkmamak üzere kütüphaneye yerleştiririm. Bir kitap ortadan kaybolursa keyfim kaçar: hem kitabı kaybetmiş olmaktan dolayı, hem de veritabanında yaratacağı tutarsız boşluktan dolayı. O yüzden de kitap ödünç vermem, çok isteyen olursa alıp hediye etmeyi bile düşünebilirim ama ödünç vermem, çünkü birçokları için ödünç alınan kitapların geri getirilmesi pek de gerekli değil.

Hasip Pektaş'ın Ekslibris kitabı, konuya ilişkin birçok bilginin yanısıra 190'a yakın örneği de içeriyor.
Hasip Pektaş’ın Ekslibris kitabı, konuya ilişkin birçok bilginin yanısıra, çeşitli ülkelerden sanatçıların ürettiği 190’a yakın örneği de içeriyor.

İşte bu sebeplerden, bir süredir kitaplarıma isim yazma ya da bir tür mühür veya ekslibris edinme hevesindeydim. Tam da bu sırada karşıma Hasip Pektaş’ın İstanbul Ekslibris Derneği yayını Ekslibris kitabı çıktı. Kitapta ekslibris kültürü ve tarihi, baskı ve tasarım teknikleri, koleksiyonculuğu, terminolojisi ve yaklaşık 190 ekslibris örneği var.

kebikeç
Kitaptaki en eğlenceli örneklerden biri, Gündağ Kayaoğlu ekslibrisi: Tan Oral’ın bir karikatürünü içeren bu örneğin köşesine, geleneksel olarak kitapları kurtlardan ve güvelerden koruduğuna inanılan böcekler padişahına hitaben eski harflerle “Yâ Kebikeç” yazılmış.

Üstelik çok daha fazlası dünyadaki 10 müzeden biri olan, Işık Üniversitesi Maslak Kampüsü’ndeki İstanbul Ekslibris Müzesi’nin 17.000 parçalık koleksiyonunda mevcutmuş. Bir ekslibris edinmeden önce müzeyi de gidip görmeli, konuyu biraz daha araştırmalı demek ki…

 

Kullanılan tüm görseller kitabın yayımcısına ve/veya ilgili tasarımı yapan sanatçıya aittir. Burada tanıtım amaçlı olarak, düşük çözünürlüklü kopyaları kullanılmıştır.

Leao semihundido

Goya Kara Resimler‘i evinin duvarlarına çizdiğinde neler yaşıyordu, neler hissediyordu, merak konusu. Oldukça ilerlemiş yaşı, sağırlığı, hastalıkları, bunalımları muhtemelen onu evinin yemek odasına korkunç resimler yapmaya itti. Bu resimler arasında en masum, en romantik olanı belki de bu zavallı köpek… Friedrich’i bile etkilemiş olması şaşırtıcı değil.

Gerçek hayatta bire bir karşılığını bulmuş olması da hiç şaşırtıcı değil. 2011’de Rio de Janiero’daki toprak kayması sonucu ölenlerden birinin köpeği olan Leao, iki gündür sahibinin mezarı başında beklerken, neredeyse iki asır önce bir evin duvarlarına resmedilen köpeği nasıl da yansılıyor. Sanat hayatı kopyalıyor. Hayat sanatı doğruluyor…

dog

* Köpek: Francisco Goya, duvar üstüne yağlıboya, 1819-1823

* Leao’nun fotoğrafı: Vanderlei Almeida / Getty Images, 2011