Gergedan’a gelesin İhsan Oktay Anar!

Belki çağdışı ama mahalle kitapçısına sipariş verip sonra gidip alanlar hâlâ var aramızda. Bunu yapanlar, çocukken kütüphanedeki tüm kitapları gazete kağıdına sarıp, sonra yine gazeteden kesilmiş gerçek boyutlardaki kağıt paralar karşılığında ev ahalisine satmış kişiler olabilir. Bunu yapanlar, büyüyüp bir yerlerde maaşlı işe girip sonra da günün birinde kitapçı açmayı hayal etmeyi sürdürenler de olabilir. Hatta bu büyüyememiş çocuklar, hiç kurtulamayacakları memur çocuğu zihniyeti yüzünden hiç açamayacakları kitapçının hayalini şimdilik, şehrin kendi yağında kavrulan tek tük ufak tefek kitapçısında parlatmakla yetiniyor da olabilir. Mesela İstanbul’un bir yakasında Robinson Crusoe‘da, diğerinde ise Gergedan‘da…

İşte bu hayalperest çocuklar, geçen yaz Robinson Crusoe’nun imdat çığlıklarıyla sarsıldılar. Zaten bilmekte ve reddetmekte oldukları bir gerçeği görmek, hatta ileride bunun sonuçlarına katlanmaya kendilerini hazırlamak zorunda kaldılar. İşte bu çağgerisi hayalcilerden biri olan ho?ni! de geçen yazdan beri online kitap alışverişini, çok kötü bir altyapısı olmasına rağmen Robinson Crusoe’dan yapıyor. Bağdat Caddesi ve etrafındaki kentsel talanışım yüzünden yok oluvereceğinden korktuğu Gergedan’a sıkça uğruyor ve kitap sipariş ediyor.

Gergedan ve Robinson
Gergedan ve Robinson

Bugün de amacım Cadde’de biraz yürümek ve İhsan Oktay Anar‘ın bugün çıkan Galîz Kahraman‘ını edinmekti. Remzi tarafına yürümedim (ki pek sevdiğim bir zincirdir, özellikle Rumeli mağazasının yeri ayrıdır), Nezih‘ten sadece kırtasiye alışverişimi yaptım (ki onları da severim ama yukarıdaki sebeplerden önceliğim değil), D&R‘ı ise pas geçtim (ki bir kitapçı olarak pek hazzetmem, birçok sebepten sadece biri burada). Gergedan’a geldim, önceden sipariş edilmiş kitapları aldım ve Galîz Kahraman’ı sordum. Cevap:

Bize yarın gelecekmiş…

Peki ben de yarın gelirim. Ama kitapçılarla ilgili hayallerime şunu eklemeden de geçemem: İletişim gibi, Metis gibi, eskisini de dönüşmüş kurumsal kimliğini de beğendiğim Can gibi yayıncılar, gün gelecek ünlü yazarlarının çok beklenen kitaplarını, ayakta kalmaya çalışan ufak kitapçılara zincirlerden birkaç gün önce gönderecekler. Günümüz ekonomik şartlarında olmayacak şey. Ama ya tutarsa…

*Robinson Crusoe fotoğrafı blog yazarına ait olup şurada belirtilen telif durumuna ve kullanım şartlarına dahildir. Gergedan fotoğrafı ise blog yazarına ait olmakla birlikte Dürer’e ait bir gravürün reprodüksiyonu olması bakımından kamu malıdır.

Robinson Crusoe’yu Sevmek

Bu kitapçıya ilk ne zaman girdim, girdiğimde ne hissettim, nelere baktım, kitap aldım mı hiç hatırlamıyorum. Ama yıllardır en favori kitapçım oldu. Tıpkı D&R’ı sevmemek için onlarca neden bulabileceğim gibi, Robinson’u sevmek için de onlarca neden bulabiliyorum kendime. İşte bunlardan biri: Bu kitapçıya öylesine amaçsızca girmişseniz bile, Ten Little Zombies gibi muhteşem bir küçük kitapla karşılaşabilirsiniz. Zombi koleksiyonu yapıyorsanız, gidin Robinson’a bir bakın, belki bir tane daha vardır…

* Andy Rash – Ten Little Zombies A Love Story – Chronicle Books

Ada sana n'ooldu?

Bundan on sene önce kitapçı zincirleri böyle yaygın değildi. Her tür kitabın bir arada bulunduğu geniş kitapçılar azdı. Bunlardan biri de İstiklâl’deki Ada idi. Alt katıyla beraber kocaman bir kitapçıydı. Bir köşesi de müzik reyonuydu. O zamanlar hem ne çıkmış diye görmek hem de akıldaki kitapları almak için ayda en az bir kez Ada’ya gidilirdi. Hatta indirim ve taksit için Ada Kart’ı da edinmiştik bir ara.

Bir süre sonra, herhalde ekonomik sebeplerle üst katın dörtte biri kafeye çevrildi. Kitaplarla hiç ilgilenmeyen insanlar gelip kafede çene çalmaya başladılar. Biraz kızdık ama çok da aldırmadık. Ne de olsa kitapçının çoğu duruyordu yerinde. Bu sene ise Ada büyük bir tadilata girdi. Ada’nın yeni halinde kafenin yine var olacağı belliydi ama bu kadarını düşünmemiştim.

Artık alt kat kitapçının bir parçası değil, orası konferans salonu olmuş. Giriş katı ise neredeyse kafeden ibaret. Buraya, insanların vitrinde “showroom dummies” gibi oturup kendilerini gelip geçenlere sergiledikleri, ülkemize Ztarboks tarafından kazandırılan yeni kafe formatına uygun kocaman bir yer açılmış. Ada’nın kitapçı kısmı ise alanın sağ duvarındaki boydan boya raftan ibaret. Bu raf bir platformla tabandan yükseltilmiş. Alt kısmı müzik reyonu olmuş, üst tarafı da kitap sergisi. Bu haliyle Ada artık bir kitapçı değil, bir köşesinde bazı kitapların satıldığı modaya uygun bir kafe. 10 yıl önceki haline göre büyük kayıp.