Kış Günlüğü

2002 Şubatı’nda, demek neredeyse on sene önce, Galatasaray’da yeni açılan Can Yayınları kitabevine soğuk ve yağmurlu bir akşamüstü, hava karardıktan sonra girdiğini hatırlıyorsun. İki katlı ama ufak bir yer, sadece Can Yayınları kitapları var. Açılmış olmasına seviniyorsun. Ondan üç sene önce, İstanbul’daki tüm kitapçılarda Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’ü aramış da bulamamıştın. Sonunda kalktın Hayriye Caddesi 2 numaraya gittin, kapıyı çaldın, sana garip garip bakan bir adam seni giriş katındaki ufacık bir odaya aldı. Her yer yeni basılmış kitaplarla doluydu. Can Yayınları o zaman da kitapların arkasına fiyatlarını basardı, ama tek tek damga ile. İşte o odada, bir taraftan kitaplara fiyatlarını basan bir başka adam, bir taraftan da sana o kitabın baskısının bittiğini, ama o günlerde senin gibi birçok üniversite öğrencisinin kitabı sorduğunu, bir yerlerde herhalde ödev olarak verildiğini, yeni baskısının yapılacağını anlatmıştı. Birkaç ay beklemiştin ve sonunda yeni baskı çıkmıştı. İşte o zamanlar bunları öğrenebileceğin bir kitabevi yoktu Can Yayınları’nın, şimdi olması hoşuna gitmişti.

Her iki katı dolaşmış, raflardaki kitapları incelemiştin. O akşam aldığın tek kitap, ufacık Kırmızı Defter idi. Auster okumaya öyle başladın. Sonra devam ettin, kütüphanende on iki kitabı var. Üç dört yazarın daha bu kadar çok kitabını aldın, Auster en ilgilendiklerinden biri oldu. Peki neden? Ne değişikti?

Kış Günlüğü’nü hemen aldın, son yıllardaki standartlarına göre oldukça çabuk okudun. Orada daha çok küçükken yoldan geçen arabaların markalarını tanıyabilen, okula başladığında ağlayan arkadaşlarını anlayamayan, bir an önce kendisini bulup sonra kendisiyle var olan, o yüzden, annesi öldüğünde dahi ağlaması gerektiğini bilip de ağlamak içinden gelmeyen adamı tanıdın. Brooklyn Köprüsü’nden kaç defa geçtiğini merak edişi gibi sen de daha birkaç hafta önce köprüden kaç kere geçmiş olabileceğini hesapladın. Onda birçok şey vardı senden. Belki buydu seni onun kitaplarına çeken. Belki o, senin hep olmak istediğin ama olamadığın, hiçbir zaman olmayacağın yazardı. Belki yeteneğin olsa onun gibi yazardın, ama olmayacak, öyle şeyler hiç yazamayacaksın, ama okuyacaksın hiç değilse.

* Paul Auster – Kış Günlüğü – Can Yayınları

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s