Son Baskan: Uzayda İntikam

uzayda-intikamBaskan Kurgu-Bilim Serisi’ni tutukuyla topladığım zamanlar herhalde 10 yıl geride kaldı. Uzun süre boyunca 25 kitaplık serinin 24 kitabına sahip olmakla yetinmek zorunda kaldım. Çünkü Kabalcı’nın ikinci katına, kitapların durumuna bakılırsa balyalar halinde getirilip yığılan, sonra da 25 veya 50 kuruşa (o zamanın koskoca beş yüz bin lirası) satılan kitaplar arasında, Ocak 1985 basımı bu kitap asla yer almadı. Aradan geçen dönemde ben de yokluğunu unuttum bir süre. Sonra bir gün, kitaplığımda bir arada duran sevgili Baskanlar’ımı seyrederken 25.’yi bulma hırsına kapıldım. İnternet sahaflarını taradım ama 25 numara sadece tüm seriyi bir set olarak satan ve bozmak istemeyen satıcılarda mevcuttu. Takibe devam ettim ve günlerden bir gün gittigidiyor.com’da kitaba, kardeşlerinden ayrı, tek başına rastladım. Diğer kitaplara verdiğim kuruş düzeyindeki tutarlara kıyasla oldukça pahalı olan kitabı “hemen al” butonuna hırsla arka arkaya tıklayarak satın aldım.

Birkaç gün sonra gelen kitabı okumam içinse uzun bir süre geçmesi gerekti. Kitaba neredeyse bir buçuk sene boyunca başlayamadım. Alıp da okumadığım kitaplardan oluşan yığının en üstünde öylece durakaldı. Çünkü o son kitabı okumak, bir şeylerin bittiğini kabullenmek demekti benim için. Hırsla aranacak, bulununca birkaç saatte okunacak, illaki bir yerleri beğenilmeyecek, hatta dalga geçilecek bir Baskan’ım olmayacaktı bir daha. Ama sonunda okudum ve Baskan’a yakışır bir kitapla seriye veda etmiş oldum.

Kitap, Baskan’ın herhalde prensip edindiği savruk yayıncılığın tipik bir örneğini oluşturuyor. Üstelik, özgün roman zayıf bir kurguya, alakasız yan olaylara, bahsetmezsek olmaz tadında bir aşk değinisine ve sıradan bilimkurgunun vazgeçilmez öğesi olan teknolojik tutarsızlığa sahip. Çeviride kendini göster(mey)en Baskan kalitesi, kitabın adına da damgasını vurmuş. Bu sefer “Fahrenheitt 451” gibi bir felaket söz konusu değil ama, kitabın özgün adını bulmak için birazcık uğraşmam gerekti. Herşeyi bilen Gugıl Efendi yardımıyla, özgün metni buldum, bir karşılaştırma yaptım ve anladım ki bu roman, Randall Garrett’in 1962’de “Unwise Child” ismiyle yayınlanan romanıdır. Sevgili Vikipedi’ye göre roman, “Starship Death” gibi abartılı bir isimle de yayımlanmış. Peki Baskan’daki özgün isim ne? “Die Elektronische Genie”. Peki neden Almanca? Kim bilir neden… Yine de uygun sayılabilecek olan bu ismi Türkçeleştirmemişler de sanırım daha ilgi çekici olduğunu düşündükleri “Uzayda İntikam” ismini seçmişler. Konuyla biraz olsun ilişkili hiç değilse, “Uzay Düğümü” gibi fazla yaratıcı isimleri de görmüştük bu seride.

Peki ya konu: Güney Kutbu’nda bulunan bir laboratuvarda yer alan devasa elektronik beyin, bilimin tüm sırlarını çözecek kapasitededir ve çalışmaları sırasında elde ettiği paha biçilmez büyüklükte bilgi birikimine sahiptir. Ancak deney yoluyla öğrenmekte olan bu yapay zekâ, atom enerjisine ilişkin bazı konuları çözümlemek üzeredir. Bu durumda, ola ki deney yapmaya kalkışırsa, tüm insanlığı yok etme ihtimali vardır. Bu beynin çalışmalarını mevcut bilgi birikimini riske atmadan sürdürebilmesinin tek yolu, başka bir yere taşınmasıdır. O yüzden etrafında bir gemi inşa edilir. Uzay gemilerinin çeşitli sistemlerini tasarlayan, doğal olarak zengin ve yalnız kahramanımız Melek Mike, yapımında görev aldığı bu uzay gemisinin yolculuğuna da katılır.

Yolda bir takım gariplikler yaşanır. Arızalar çıkar, ufak aşk oyunları işin içine girer, sonunda ortaya bir intikam meselesi çıkar. Melek Mike’tan intikam almak isteyen biri gemiye sızmıştır ve onu öldürmek için, gemide taşınmakta olan yapay zekâyı kullanmaya karar verir. Bunun için de ilginç bir yol seçer: Bilgisayara din öğretir. Din felsefesine gittikçe gömülen yapay zekâ bir sonuca varır: Sadece meleklerin ve insanların hür iradesi olduğuna göre, geri kalan tüm varlıklar doğrudan tanrının iradesiyle hareket eder. Bu durumda bir robot, kendisine tanrı tarafından verildiğini düşündüğü görevleri yerine getirmek için, ünlü üç robot yasasını çiğneyebilir. Kendisi de bu yasalara tabi olan sanal zekâ bu karara vardıktan sonra, ona artık her şeyi yaptırmak mümkündür. İntikamcı ona, melekleri hiçbir şekilde yaralayamayacağını veya öldüremeyeceğini söyler. Deneyerek öğrenen bu robot da, kendine denek olarak herkesin Melek Mike adıyla bildiği, hatta tam adı da Michael Raphael Gabriel olan adamı seçer. Neyse ki Mike olayı çözer, intikamcıyı yakalar. Bu sırada robot da, kendi kendine yürüttüğü felsefi tartışmaların derinliklerinde kaybolur ve artık işleyemez hale gelir. Böylece Mike, robotun öğrenme sürecinden sorumlu olan ve bozulmasıyla birlikte işsiz kalan fıstığı da yanına alarak dünyaya döner. Hayat yine bayram olur.

Sonlarda felsefi derinliğe sahip olan bu romandaki insanlar, yıldızlararası yolculuk yapabilirler ama birbirlerine saldırmak için, bu sıralar televizyonda reklamları dönen, her şeyi cırt diye kesiveren titreşimli bıçaklara çok benzeyen aletler kullanırlar. Ellerinin altında koskoca elektronik beyin varken, geminin iniş kalkış hesaplarını kendileri yaparlar. Gemi içinde iletişmek için dahili anons sistemi kullanırlar. Bazı yönleri gelişmiş ama temelde 20. yüzyılda kalmış bir teknolojiye sahiptirler. Yani kitap, tipik teknolojik tutarsızlığın bir başka örneğidir.

Ama son Baskan olması sebebiyle, kötü kurguyu ve kısıtlı hayalgücünü, bunların üzerine binen zayıf çeviriyi görmezden geliyor ve 25 numarayı, kitaplığın en güzide bölümündeki diğer 24 kardeşinin yanına özenle yerleştiriyoruz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s