Aylar süren bekleyiş

Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler’in biletini 14 Ocak’ta almışız, 25 Nisan’daki gösterim için. Üç aydan fazla olmuş. Şu anda bu sezonun biletleri bitmiş durumda, gelecek sezonun biletleri eylülde çıkacakmış. Oyuncuların popülerliğinden kaynaklanıyor olsa da bir tiyatro oyununun kapalı gişe oynaması iyi bir şey.

Ancak bu oyun bu kadar beklenecek, bilet bulmak için uğraşılacak kadar iyi bir oyun değil. Sahnelenişinden değil, oyun metninden bahsediyorum. Temelde karı koca arasındaki zamanla aşkın yanı sıra nefreti de içerecek şekilde gelişen ilişkiyi anlatıyor. Fransızlar ikili, hatta üçlü
aşk ilişkilerini irdelemek konusunda, başka herhangi bir milletin yaklaşamayacağı denli çok üretim yapmış olmalılar. Yıpranmış ancak tükenmemiş bir sevginin, bir sürü hırgür sonunda iki sevgiliyi bir araya getirişini bu sezon Koca Bir Aşk Çığlığı’nda da izlemiştik. Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler de aynı konuda fazla yeni bir şey söylemeyen, olsa olsa kocaları karılarını ihmal etmelerinin sonuçlarına karşı uyaran bir oyun.

Oyunda artık klasikleşmekte olan bir Haluk Bilginer izledik. Ancak Vahide Gördüm’de aynı tadı alamadık. Gördüm role girememişti sanki, tavrını belirleyememişti. Bir yandan yaptıkları için vicdan azabı duyan, öte yandan kendini haklı çıkaracak sebepleri olan bir kadının ikilemini izleyemedik. Konsantrasyon sorunu vardı sanki, hatta zaman zaman prova yapmakta olan Haluk Bilginer’in karşına sırf diğer rolü okumak için çıkmış birini izliyormuş gibi hissettim. O akşama özel bir durumdu umarım.

Yine de oyun seyirciden büyük alkış aldı. Ancak bir kez daha, izleyenler izlediklerinin üzerinde ne kadar düşünüyorlar, merak ettim. Oyunun ilk perdesinde daha çok komedi unsurları ağırlıktaydı. Üstelik de sahnede, böyle bir malzemeyi çok iyi kullanan bir oyuncu var. Seyircinin neşelenmesi çok normal. Ancak ikinci perdede, işin rengi ortaya çıkıp oyun drama doğru hızla ilerlerken, Haluk Bilginer’in gayet sinirli ya da üzgün tepkileri bile seyircilerin gülüşmelerine sebep oldu. Sanki izleyici, oyunun komik yerlerini alımlıyor, gülecek bir şey bulamadığı diğer bölümleri, televizyonda reklam izler gibi boş boş izleyip, yeniden güleceği zamanı sabırla ve tetikte bekliyor. Bir küçük fırsat bulduğu anda da kahkahayı basıyor. Üstelik Oyun Atölyesi’nin seyirci kitlesi, toplumun daha yüksek eğitimli bir bölümünden oluşuyor. Yani bu tavırları daha da anlaşılmaz.

Ey tiyatro izleyicisi… Tiyatro sırf sizi güldürmek için yapılmaz. Her duruma gülmeyiniz. Trajikomik durumlarda, hatta ironik esprilerde gülerek, kendiniz komik duruma düşmektesiniz. Lütfen izlediğiniz oyunu tüketmeye değil anlamlandırmaya çalışınız. Aksi durumda hızla tükettiğiniz her şey gibi tiyatronun da bitmesine sebep olursunuz. Düşününüz… Korkmayınız, düşünmekten zarar gelmez…

Reklamlar

Kategoriler: Seyir Notu, Tiyatro

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s