Aylaklar

aylak.jpgBir konak dolusu işsiz güçsüz mirasyedi. Hepsi Leman Hanım’ın babasından kalan konakta, bitip bitmediği bile belli olmayan bir mirastan faydalanarak, herhangi bir işle uğraşmadan, boş boş yaşıyorlar. Hepsinin pek çok amacı, pek çok fikri var.

Mesela Davut Bey, altın postu bulmayı, Yuşa Tepesine Fatih Sultan Mehmet heykeli dikmeyi düşünüyor. Bu tür onlarca fikri var ama hiçbirini gerçekleştiremiyor. Ayla üniversiteyi bitirip Anadolu’ya gitmek, orada faydalı işler yapmak istiyor. Ama evleninde okulunu bırakıyor, ideallerini unutuyor. Şükrü de bir edebiyat dergisi çıkartmaktan bahsediyor. Tanıdıklarında borç topluyor, insanları henüz çıkmamış dergiye abone yazıyor. Ama dergi bir türlü çıkmıyor. Geçmişte yaşayan Dündar Bey, alkolik ve kaçık Mürşide, aşk serüvenleri arasında bocalayan Nesime aynı şekilde boş, amaçsız hayatlar sürüyorlar.

Bütün bunların arasında kalan Muammer gittikçe bunalıyor. Çünkü hayattan hiçbir beklentisi, hiç umudu yok. İnsanları sevmiyor, onlarla birlikte olmaya katlanamıyor. Hayatın boş ve anlamsız olduğunu, içinde bulundukları bu yaşantıyı değiştirmek için herhangi bir adım atmanın yarasızlığını savunuyor. Bir türlü kendini konumlandıramıyor, anlamlandıramıyor. Kimseyi sahiplenemiyor, kimseye tutunamıyor. Sonunda bunalımı neredeyse deliliğe varınca tüm aileyi dağıtıyor, kendi de insanlardan uzak kalmak için tek başına bir otel odasına yerleşiyor.

Melih Cevdet Anday’ın “Gizli Emir” romanında bir şehir dolusu insan sürekli kurtuluş fikirleri öne sürüyor, bunları aralarında tartışıyor, planlar, hazırlıklar yapıyordu. Ama hiçbirisi kalkıp da eyleme geçmiyor, ne zaman kime geleceği belli olmayan bir gizli emri bahane ederek, bekliyordu. Aylaklar’da gerçek toplum içinde konumlandırılmış, hatta örnekleri gerçek hayatta sıkça görülmüş olan Şükrü Paşa ailesi, biraz değişerek ve tüm bir şehre yayılarak, fantastik bir kurgu içinde geçen geçen Gizli Emir’e taşınmış. Anday aynı durağanlığı, aynı bezginliği, aynı bıkkınlığı bu iki romanında bir kez gerçek hayatın parçası olarak, bir kez gerçeküstü bir öykü olarak anlatmış. Muammer’in hayat karşısındaki amaçsızlığını, anlamsızlığını, kabullenişini, yine onun gibi günce tutan İsa’da da görmek mümkün.

Aylaklar - T. İş Bankası Kültür Yayınları – 2002

Reklamlar

Kategoriler: edebiyat, roman

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s