Dino'dan Bir Düşsel Yaşamöyküsü

sinan1.jpgSabancı Müzesi’ndeki sergiyi gezerken, adam ne yaptıysa güzel yapmış, diye düşündüm; Sinan’ı (Can Yayınları – 2007) okurken de, ne yazdıysa güzel yazmış, diye. Abidin Dino’nun yazdığı Yeditepe Öyküleri (T. İş Bankası Kültür Yayınları – 2002) de Ölüm mü? Ne buluş! (Sel Yayıncılık – 2005) da çok güzeldi. Birincide artık yitirilmiş bir İstanbul’da, artık yaşanmayan hayatların izleri vardı, ikincide ise hastalığın yatağa bağladığı bir adamın sıkıntıya ve acıya inat, üretme çabası.

Bazen, acaba sadece yazmakla mı uğraşsaydı, diyorum. Çünkü yazdıkları yarım kalmış hep, belki ilk yazıldıkları gibi çalakalem kalmış. Ama o bir kağıdı karalasa desen oluvermiş, üç kelime sıralasa sıradışı bir söyleyiş çıkmış ortaya. Şu cümleler az buz şeyler mi?

Ağırnaslı çocuk, çamurlu bir günde köye döndüğü vakit, Konstantiniye boş bir arsa değildi ama, şehir Sinan’ı bekliyordu.

Ve çocuk şehirden habersizdi.

Kurulmamış camiin meydanında, hiçbir müneccim, boşlukta kabarık Süleymaniye’yi haber vermiş değildi. (s.12)

Şurda burda, karşı kıyıda korular, köşkler, yalılar, camiler serpiliydi, ama İstanbul’un İstanbul olabilmesi için, hani şurda ayaklarını suya banmış mavi gözlü devşirmenin Ser Mi’marân-ı Cihân Olmasını beklemek gerekti. (s.41)

Belki Sinan rastlantıya inanmıyordu ama, rastlantı Sinan’a muhakkak inanmıştı. (s.38)

Gün gelecek, İstanbul’un sisli, mor gökyüzünde Süleymaniye’yi havalandıracaktı Sinan, uçuracaktı alçaktan geçen boz bulutların arasından kaldırıp. (s.22)

Kitap, henüz bir çocuk olan çırak Sinan’ın yağmurlu bir günde köyüne yürüyüşüyle başlıyor. Bu yürüyüş hiç bitmiyor zaten, kitap boyunca sürüyor. Devşirilen Sinan İstanbul’a yürüyor önce ve Yeniçeri Ocağı’na giriyor. Sonra üç yıl boyunca Bursa’da eski bir yeniçerinin yanında kalıyor. İstanbul’a dönüyor ama fazla kalamadan Süleyman’ın ordusunda Belgrad’a yürüyor. Dönüp Rodos seferine, sonra da Mısır seferine katılıyor. Mısır’dan selâtin ordusuyla karadan yürüyerek dönüyor Sinan. Sonuda Üsküdar kıyısına varıyor ve kitap burada, Sinan henüz hiçbir şey inşa etmemişken bitiveriyor.

Keşke devam etseymiş, koca bir roman olsaymış diyorum, ama nafile… Neyse ki sırada Kısa Hayat Öyküm (Can Yayınları – 2007) var.

Reklamlar

Kategoriler: edebiyat, Kitap, yaşamöyküsü

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s