Can Tarlası: Güzel Bir Başlangıç

Geçen yaz, Kadıköy Belediyesi’nin festival dediği garip organizasyonda, Can Tarlası‘nı izlemeye çalışmış ama yarısında çıkmıştık. Sonunda tamamını izledim. Barut Fıçısı’ndan etkilenmiş olmakla birlikte oldukça iyi bir oyun.

Seyirci – popüler dizi oyuncularının varlığından da etkilenerek – komedi olduğunu düşünerek geliyor, komedi unsuru da bolca var. Ama aslında ciddi bir toplumsal eleştiri mevcut oyunda. Toplumun her kesiminde her an herhangi bir nedenle suç işleniyor olduğunu anlatıyor. Yeşil sermaye dolandırıcılığı, uyuşturucu satanlar, çocuğu hastanede rehin kalanlar, fikirlerini beğenmedikleri yazarları vuranlar, töre cinayeti, aşk cinayeti, rüşvetçi polisler ve son skeçte de tüm bunlardan habersiz, izole ve yapay bir hayat süren mankenler, şarkıcılar, şovmenler var oyunda.

Bütün bunlara, ışık vurunca kan kırmızı olan bordo kumaşla kaplı arka plan ve üzerine yansıtılan tabanca şeklinde ışık da eklenince, aslında can sıkıcı, kafa karıştırıcı mesajlar çıkıyor ortaya. Bazı skeçlerden sonra, olanların hızlı çekimle geriye doğru oynanması da “bunlar olmayabilirdi” fikrini vermek için düşünülmüş. Ancak Özgürlük Parkı’ndaki izleyiciden daha öğretimli olduğu her halinden belli BKM izleyicisi de bir anlam veremedi bunlara. Hatta ikincisinde, konuşulanların geri alınmasından ibaret sesleri komik bile buldu.

İstanbul Halk Tiyatrosu’nu oluşturan oyuncular genel olarak iyiler sahnede. Özellikle Bahtiyar Engin yaşlı annesinin kılığına giren dolandırıcı rolünde, Dolunay Soysert de son bölümde azgın manken/oyuncu rolünde iyiydiler. Levent Üzümcü’yü Tozlu Çizmeler’den kısa bir süre sonra burada izleyince “yerini bulmuş” diye düşündüm. Absürd, hareketli roller – belki de diziden dolayı – ona daha çok yakışıyor sanki. Tozlu Çizmeler’de onu bir türlü “halkı peşine takacak karizmatik ve dirayetli ordu komutanı” olarak görmeyi başaramadım. Belki de bu durum onun fazlasıyla kibar, iyi aile çocuğı imajından kaynaklanıyor.

Bende benzeri bir imaja sahip Yıldıray Şahinler, ise Can Tarlası’nda bu imajı yerle bir etti. O hep sahneye girer, sakin bir tavırla zekice laflar eder ve gider. Can Tarlası’nda da iki skeçte benzeri rolleri vardı. Ama Barut Fıçısı’nda, otobüsteki kaçık rolünde biraz ipucunu gördüğümüz “psikopat”, bu defa rüşvetçi polisi soyan tinerci rolünde tamamıyla ortaya çıktı. Bu bölümde sanki bambaşka biri olmuştu Şahinler, kısa ama unutulmaz bir oyunla seyirciyi mest etti.

Can Tarlası İstanbul Halk Tiyatrosu için çok güzel bir başlangıç. Devamının nasıl olacağını merak ettiriyor…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s