Suskunlar

suskunlar.jpgYedikule Kahini bir gün, tüm makamların şüphesiz hakimi, tüm sedanın bilfiil şahı, tüm musiki üstadlarının hükümdarı olan Muhteşem Neyzen Bâtın Hazretleri’nin İstanbul’a geleceğini, bununla birlikte musikide en usta olan yedi kişiden altısının ortadan kalkacağını, sona kalana ise Muhteşem Neyzen Bâtın Hazretleri tarafından en mukaddes nağme olan “hayat veren nefesin” dinletileceğini görür. Bu durum İstanbul’daki musiki ustaları arasında huzursuzluk yaratırken, Neyzen Bâtın Hazretleri’nin baş düşmanı, her türlü nağmeyi yok etmeye uğraşan Tağut da bunu fırsat bilerek saldırıya geçer.

Ney üfeleyerek Yaradan’la yekvücud olan, böylece artık hiçbir sese ihtiyacı olmadığı için sağır ve dilsiz olup “suskunlara” karışan Eflatun da en usta neyzen olduğu için tehlikededir. Eflatun’un çile doldurduğu Galata Mevlevihanesi’nin şeyhi Neyzen İbrahim Dede, Eflatun’un ikiz kardeşi çalgıcı Davut ile birlikte Tağut’u alt etmeye çalışırken, Tağut da on iki parmaklı bir cüce ile tıptan pek anlamayan bir doktorun yardımıyla musiki ustalarını bir bir öldürtmeye başlar.

Bu arada Neyzen Bâtın Hazretleri’nin oğlu Zâhir İstanbul’da zuhur edip muhteşem sesiyle söylediği şarkılarla 12 musiki ustasını etrafına toplayınca, üstüne bir de Lazar’ı canlandırıp ekmekleri taşa çevirme gibi mucizeler gösterince, peygamberliğini ilan eden bir kafir olduğu iddiasıyla ve Tağut’un cücesi Pereveli İskender’in kışkırtmalarıyla, halk tarafından yakalanıp linç edilir. Böylece şehirdeki gerginlik doruğa ulaşır.

Gerisi Anar’ın fantastik İstanbul atmosferi, türlü türlü garip insanları ve çeşit çeşit hikayeleri…

Romanın temelindeki iyi-kötü çatışması Bâtın ve Tağut’un mücadelesiyle anlatılıyor. Roman boyunca Bâtın hep “gizli saklı” kalıyor. Sadece oğlu Zâhir yoluyla varlığını hissettiriyor ve romanın sonunda, ama yine de kimsenin göremeyeceği şekilde ortaya çıkıyor. “Haddini aşan” Tağut da çoğunlukla bir konağın derinliklerinde gizleniyor ve sadece hizmetkarlarına görünüyor.

Bu iki büyük ve zıt güç hiç ortaya çıkmadan kapışırlarken, araç olarak insanları kullanıyorlar. Kendi fevklerinde ilahi güçler tarafından yönlendirilen insanlar ise kendi aralarında daha insani çatışmalarla didişmekten de geri kalmıyorlar. Bu çatışma da romanda aşk etrafında şekilleniyor. Bir zamanlar Alessandro Perevelli adında Venedikli genç bir müzisyen olan cüce Pereveli İskender, İstanbul’a köle olarak getirildiğinde onu satın alan kanuni Asım ile aynı kıza aşık olunca Asım’ı öldürüp, onun kız için bestelediği semaiyi de bozuyor. Bunun üzerine hortlayan Asım’ın hayaleti de tüm İstanbul kentine musallat oluyor. Besteyi düzeltip Asım’ın ruhunu huzura kavuşturmak Davut’a kalıyor.

Sonuçta sürekli çatışan iki ilahi güçten biri galip geliyor ve ona hizmet eden insanlar da yaşamlarına mutlu devam ediyorlar.

İhsan Oktay Anar, bizi Amat’a (İletişim – 2005) kadar 7 yıl beklettikten sonra iki yıl içinde Suskunlar’ı (İletişim – 2007) çıkararak sürpriz yaptı. Kitabın son sayfasındaki nota göre yazımı 30 Ağustos’ta bitmiş. Kitap 18 Ekim’de, yani bir buçuk ay sonra çıktı. Her haliyle muhteşem bir (belki de en muhteşem) Anar kitabı olmasına rağmen maalesef basımdaki acelecilikten kaynaklanan bazı yanlışlar barındırıyor.

Her şeyden önce bir romanda karakterlerin isimleri değişmemeli, ama bu roman boyunca Köse Zehra’nın, Meymenet’in ve Lazar’ın başına geliyor. Bazı yerlerde aynı kelime öbeğiyle başlayan cümleler (örn: Ne var ki …) arka arkaya geliyor. Çalgıcıların, kazandıkları parayı paylaşırlarken, dağıtılan tutarın toplamının kazanılan tutardan daha fazla olması gibi durumlar söz konusu. Bazı bölümlerde ise İstanbul anlatıları o kadar uzun ki okuyucu artık okumaktan yorgun düşüyor. Mesela Eflatun’un Sofuayyaş Mahallesi’nden Galata Mevlevihanesi’ne yolculuğu bitmek bilmez tekrarlar içeriyor.

Sonraki baskılarda bu konular gözden geçirilir ve düzeltilir mutlaka. Ama bu kitabın çıkması için, bir sebepten (belki fuara yetiştirmek, belki Mevlana Yılı’nı değerlendirmek için) çok acele edilmiş ve bu sırada da anlaşılan romanı hiç kimse alıcı gözle okumamış. Yayınevinin, yazarın eserine değer katıyor olması gerekir ama bu örnekte İletişim bunu tam olarak başaramamış.

Reklamlar

2 thoughts on “Suskunlar

  1. Merhaba,

    Bu yazınızı isminiz ve sitenizi kaynak göstererek Aylık yerel bir derginin (Karaman Hayat, İstanbul Life tarzı) kitap tanıtımı bölümüne almak istiyoruz, konuyla ilgili fikrinizi bildirirseniz sevinirim.

    Bahadır Akın

    bahadirakin@gmail.com

  2. Ben Eflatun’un yolculuğunda hiç sıkılmadım desem yeri, onunla beraber rüyada gibi gezdim buraları. Belki de İstanbul’u tanımaya başladıkça Anar’ın İstanbul anlatımı daha bir anlamlı hale geliyor benim için.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s