1408 (2007)

1408.jpg1408, Stephen King’in Karanlık Öyküler (Altın Kitaplar – 2003) adıyla çevrilmiş olan Everything’s Eventual isimli kitabındaki öykülerden biri. King bu öyküyü, bir öykünün nasıl başlaması ve gelişmesi gerektiğini göstermek amacıyla yazmaya başlamış. Bitirmeyi düşünmüyormuş. Ancak bir şekilde öykü kendini yazdırmış ve King’in kendisinin de en ürktüğü öykü haline gelmiş.

Mike Enslin, artık mitleşmiş korkulu yerleri gezerek bunlar hakkında kitaplar yazan bir yazardır. Yeni kitabı olan “Hayaletli 10 Odada 10 Gece” için Dolphin Oteli’nin 1408 numaralı odasında kalmak istemektedir. Otelin yöneticisi Gerald Olin onu bu fikirden vazgeçirmeye çalışır. Çünkü o odada birçok intiharın yanı sıra onlarca doğal ölüm gerçekleşmiştir. Bu sebeple oda yıllardır kapalı tutulmakta ve müşterilere verilmemektedir.

Hayaletlerin ve benzeri korkunç doğaüstü yaratıkların varlığına inanmayan Enslin odada kalmak konusunda ısrar eder. Ancak onu bekleyen hayalet falan değildir. Karşısındaki şeytani varlık odanın kendisidir. Enslin odada ancak bir saatten biraz fazla kalabilir. Bu sürede hep yanında taşıdığı teybe anlamsız kayıtlar yapar. Oda onu bir şekilde kontrolü altına alır, üzerinde garip bir hakimiyet kurar, onu umutsuzluğa ve hayattan iğrenmeye doğru sürükler. Gittikçe yoğunlaşıp onu sıkıştırır, üzerine gider. Sonunda Enslin bu baskıya dayanamaz ve – tıpkı önceki kurbanlar gibi – bundan kurtulmanın yolu olarak kendini öldürmeye çalışır, üzerindeki gömleği ateşe verir. Ancak bu anda esrarengiz bir şekilde oda onu salıvermeye karar verir, kapı açılır, Enslin koridora fırlar ve oradaki bir adam tarafından söndürülür. Bu maceradan geriye Enslin’in vücudundaki yanıklar, çılgın abuklamalarla dolu köşeleri yanmış bir teyp ve hiç bitirilememiş bir kitap kalır.

Tabii ki, bir tek kişinin kapalı bir odada dayanılmaz bir iç sıkıntısına düşüp kendini öldürmeye kalkması, bir filmi dolduracak hikaye değil. Bu sebeple de bu öyküden yola çıkılarak çekilen aynı isimli filmde (Mikael Håfström – 2007), odada kilitli kalıp deliren yazar fikri dışında öyküden bir şey kalmamış. Enslin’in ailevi sorunları (babasıyla ve kısa zaman önce kaybettiği küçük kızıyla ilgili anıları) filme bir açılım kazandırmak için uydurulmuş. Ayrıca odanın Enslin’e uyguladığı binbir türlü fiziksel işkence de “psikolojik yıkım” fikrinin önüne geçmiş.

Filmin öyküden farklı buluşları arasında en güzeli ise sahte bitiş sahnesi. Enslin birden kendini hastanede buluyor ve olanların bir sörf kazası sonrasında bilinçsizken gördüğü bir tür rüya olduğunu anlıyor. Eski hayatına dönüyor ancak birden bire tüm dünyası yıkılıyor ve kendini yeniden odada buluyor. Bu şoka dayanamayan Enslin her şeye bir son verebilmek için, kendi ölümünü de göze alarak odayı ateşe veriyor. Sonuçta iftaiyeciler tarafından kurtarılıyor. Elindeki yanmış teypte ise, kendi saçmalarının yanı sıra, odadayken hayalini gördüğü ölmüş kızının sesinin de kayıtlı olması, filmin kapanışında seyirciye nihayet gerçek bir ürküntü vermeyi başarıyor.

Sonuçta filmin, asıl fikir dışında öyküyle ilgisi yok. Korku unsuru bazı ani şok görüntüleriyle, gerilim unsuru ise germekten çok sıkıntı veren bitmez tükenmez zorluklarla sağlanmaya çalışılmış. Dolayısıyla filmde öyküdeki ürküntüyü bulmak zor. Böylece bir kez daha yazı kazanıyor.

Reklamlar

Kategoriler: film, kitaptan filme, korku, Sinema

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s