Bu emir gelir mi?

ge1.jpgMelih Cevdet Anday’ın Gizli Emir romanı ilk olarak 31 Ekim 1969 – 29 Ocak 1970 tarihleri arasında Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlandı. Roman kitap olarak 1970’te Bilgi Yayınevi tarafından basıldı ve aynı yıl TRT Başarı Ödülü’nü kazandı. Roman daha sonra 1992’de Adam Yayınları, 2007’de de Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayınlandı.

Roman, anarşiye ve kargaşaya teslim olmuş bir şehirde geçer. Her gün olaylar olur, çeteler ortalığı dağıtır, birileri saldırıya uğrar. Şehir, Asayişi Yerleştirme Olağanüstü Teşkilatı (AYOT) yönetimindedir. Sınırsız güce ve yetkiye sahip olan AYOT, şehirde istediği kuralı koyabilir, istediği kişiyi istediği an sorgulayabilir ve tutuklayabilir, isterse birçok şeyi yasaklar ya da serbest bırakır. Tabii ki AYOT bütün bunları halkın iyiliği için yapmaktadır. Ancak AYOT o kadar düzensiz ve kendinden habersiz çalışmaktadır ki, alınan kararlar zaman zaman çelişmekte, halk da hangisine uyacağını kestirememektedir.

ge2.jpgAyrıca halkın bir kısmı, AYOT’un koyduğu kuralların ve aldığı önlemlerin aslında sadece şehirdeki şiddet ortamını devam ettirmeye yönelik olduğunu düşünmektedir. Örneğin, çeteler işçi kızları taşıyan tramvaylara hiç saldırmazken, AYOT’un tramvayları korumaya karar vermesiyle saldırılar da başlamıştır. AYOT ise bu durumu “Tam zamanında yetiştik.” diyerek bir övünme sebebi haline getirmektedir.

ge3.jpgBu baskıcı ortamda, mutlaka birileri durumu değiştirmek istemektedir. Ancak kimse ne yapılacağına karar veremez, o yüzden de bol bol tartışıp fikir yarıştırmakla yetinirler. Çünkü yıllardır geleceği söylenen gizli emir henüz gelmemiştir. Ne zaman ve kime geleceği bilinmemektedir. Şehrin kurtuluşunu sağlayacağına inanılan bu gizli emrin içeriği de bir sırdır. İşte tam da bu yüzden hiç kimse bir şey yapmaya cesaret edemez. Ya yapılanlar gelecek olan gizli emre aykırıysa? Ya o emirde bambaşka şeyler yazılı olursa? Halkın tüm kesimleri gizli emrin kendilerine geleceğinden emindir de içeriğini bilmemekten dolayı öylece beklemeyi tercih etmektedir.

Bu ortamda kendi köşelerine çekilen sanatçılar da, sanatı korumayan toplumun demek ki sanata ihtiyaç duymadığını, dolayısıyla sanatçının da toplum için değil kendisi için çalışmasının daha doğru olacağını savunurlar. Yaptıklarını kimse beğenmediği için bunalıma girerler ya da “Şiir taraf tutmaz!” diye haykırarak insanların kendilerini rahat bırakmalarını isterler.

AYOT Direktörü, “Yeni koşullara alışacağız. Amerika’da gangsterlerin sokak ortasında adam öldürmelerine alışılmadı mı?” sözleriyle teşkilatın asıl amacını açıklarken, fazlasıyla umutlu halk da bekleşmeyi seçerek aslında teşkilata yardımcı olmaktadır. Böylece şehirdeki “anarşi” de “asayiş” de gittikçe tırmanır ve artık geri dönülmez bir noktaya ulaşır.

Romanda Anday, zalim iktidar kadar ezilmeyi kabullenmiş halkı da eleştiriyor. Bir taraftan baskıcı rejimler başarısız AYOT kurgusuyla komik duruma düşürülürken, diğer taraftan her ortamda kendine körü körüne bağlanılacak bir inanç yaratan, sorunları çözmek yerine bu inancın nesnesini çaresizce beklemeyi tercih eden halk yargılanıyor.

Peki beklenen emir gelir mi? Yoksa böyle bir emir gelmez tabii…

Reklamlar

Kategoriler: edebiyat, Kitap, roman

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s