Toplum dönüşünce…

hmt_i.jpg21. yüzyılın başlarında Amerikan toplumunda bir devrim gerçekleşir. Senatoya yapılan bir saldırıda tüm senato üyeleriyle birlikte başkan da öldürülünce çok sıkı yasalar yürürlüğe girer ve devlet yönetimi yavaş yavaş totaliter bir yapıya dönüşmeye başlar. Bir taraftan bunu destekleyen yasal düzenlemeler yapılmakta, diğer taraftan da toplum fark ettirmeden yeniden yapılandırılmaktadır. Sonunda bir gün tüm kadınların çalışması yasaklanır, varlıklarına el koyulur. Daha önce hiç bilinmeyen bir silahlı kuvvet ortaya çıkıp yeni yaptırımların uygulanmasını sağlar. Onları idare eden yöneticiler ise toplumda eskiden kalma ter türlü sapkınlığı – ki buna okumak da dahildir – ortadan kaldırmaya başlar. Böylece eski Amerikan toplumu yok edilir ve yerine yepyeni değerlere sahip farklı bir Gilead toplumu yaratılır.

Yeni toplum yapısı dini temeller üzerinde kurgulanmıştır. Tanrının insanlardan en önemli isteklerinden biri üremeleri olduğuna göre kadın-erkek ilişkileri de üreme temelli bir cinselliğe indirgenir. Bu toplumsal yapıda erkekler temel olarak ikiye ayrılmıştır. Toplumu yöneten üst düzey kişiler olan Kumandanlar (Commanders) ve onların işlerini gören, aynı zamanda yeni rejimin kolluk kuvveti ve gizli servisi olan Gözler (Eyes). Kumandalar evlenebilirler ve bir aile hayatı sürerler. Gözler’in ise, çok büyük kahramanlıklar gösterip ödüllendirilmedikçe evlenmeleri yasaktır.

Kadınlarda ise daha fazla sınıf vardır. Kumandanlar’la evli olan Eşler (Wives) evde oturup örgü örer ya da bahçedeki çiçeklerle ilgilenirler. Ev işlerinden sorumlu Marthalar onların hizmetçileridir. Gilead devrimi öncesinde ikinci defa evlenmiş ya da evlilik dışı bir ilişki yaşamış ve çocuk doğurmuş olan kadınlar ise yeni yapıda Cariye (Handmaid) olarak yetiştirilirler. Devrim öncesinde doğurganlık çok düşmüştür, doğan çocukların ise büyük çoğunluğu radyoaktif ya da kimyasal sızıntılar sebebiyle sakattır. Oysaki tanrıyı mutlu etmek için çocuk yapmak gerekmektedir. Bu yüzden çocuk sahibi olamayan Kumandanlar’ın birer Cariye edinme hakları vardır. Bu Cariyeler’le, Eşler gözetiminde birlikte olurlar ve doğan çocuklar Eşler tarafından büyütülürken Cariyeler de yeni bir Kumandan evine gönderilir. Tek görevleri çocuk doğurmak olan damızlık Cariyeler’i yetiştiren ve dini törenleri düzenleyen kadınlara ise Teyzeler (Aunts) denmektedir.

Pek çok yasakla donatılarak ayakta tutulan bu yapıda kurallara uymamanın cezası Koloniler’e gönderilip orada radyoaktif temizlik yapmaya zorlanmaktır. Böyle bir ortamda, evden eve gönderilen, kocasının ve kızının durumundan haberdar olamayan bir Cariye başından geçenleri anlatır A Handmaid’s Tale’de. (Margaret Atwood 1985 – Vintage 1996)

Bu roman bilimkurgu türünde sık görülen antiütopyalardan biri. Kurgulanışı itibarıyla kapalı İslam toplumlarında yaşanan dini devrimlerin (İran ve Afganistan gibi) Amerikan toplumuna uygulanmasının sonuçlarını irdeliyor. Burada kadınların toplusal hayattan soyutlanmış oluşu, hiçbir hakka ve mülkiyete sahip olmamaları, kapalı giyisiler içinde ve diğer erkeklerden mümkün olduğunca uzak yaşamaları, hatta tek başlarına şahitliklerinin bile kabul edilmemesi İslam toplumlarından ödünç alınmış.

Atwood aslında böyle bir devrimin toplumun yaşadığı coğrafyadan, sosyoekonomik durumundan ya da inançlarından bağımsız olarak her yerde gerçekleşebileceğini vurguluyor. Çünkü bu çapta bir değişiklik birdenbire ortaya çıkmaz. “Hiçbir şey aniden olmaz: Derece derece ısınan bir küvette insan farkında olmadan haşlanarak ölebilir.” Toplumu dönüştürmeye yeterince azmetmiş bir grup varsa o toplum önünde sonunda o dönüştürücülerin düşüncelerine sahip çıkmaya, bunları belki onlardan daha fazla savunmaya ve uygulamaya başlayacaktır. O durumda birçok kişi statüsünü kaybedecek, yeni statüyü ortaya çıkaranlar toplumu ele geçirip istedikleri şekilde yöneteceklerdir.

Bu durum, özellikle son seçimlerden sonra insanların tercihleriyle ve “toplum mühendisliği” tartışmalarıyla bizim de gündemimize geldi. Acaba birileri belirli bir yaşan tarzını, belirli inançları bize dayatmaya mı çalışıyor? Bunu başarmak için toplumu yavaş yavaş dönüştürmeye mi başladılar? Bu duruma karşı çıkanlar ise sadece kendi mevcut statülerini korumaya çalışan elitist bir grup mu? Bu grup toplumun kalanını da kendi statülerine ulaştırmak için hiçbir şey yapmayarak dönüştürücülerin işini mi kolaylaştırıyor?

hmt_t.jpgKanımca yapılması gereken şey, toplumdaki bireylerin yükselme ihtiyacını pompalayarak onları vaatlerle doyuranlara bağırıp çağırmak değil, toplumu bunlara alet olmayacak seviyeye getirmeye çalışmaktır. Ancak bu durumda din istismar edilmez, insanlar yaşamak istemedikleri bir hayat tarzına mahkum edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalmazlar. Buna karşı çıkmak sanıldığı gibi statüyü korumaya çalışmakla olmaz, o statüyü toplum geneline yaygınlaştırmakla olur. İşte bu yüzden A Handmaid’s Tale bizim için daha da önemli. 1992’de Afa Yayınları’ndan basılan tükenmiş çevirisi yeniden basılmalı ve bizi bekleyen tehditi anlamak için okunmalı. Aksi durumda “bir boşluk oluruz parantezler arasında, diğer insanlar arasında…”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s