Hayalkırıklığı Kütüphanesi

bzk.jpgZoran Zivkoviç’in Başka Zaman Kütüphaneleri (İstiklal Kitabevi, 2006) kitabını almam ile okumam arasında bir yılı aşkın süre geçti. Buna kitaba belki de biraz fazla değer vermem, okumayı hep kafamın daha derli toplu olduğu bir ana bırakmam sebep oldu. Oysa öyle değilmiş. Bu kitap plajda güneşlenirken çoluk çocuk gürültüleri arasında bile okunabilirmiş.

Baştaki yanlış değerlendirmeye sebep olan temel etken sanırım, kitaplar ve kütüphaneler hakkında öykülerden oluşan bir kitabın Borges’in izinden gideceğini, bu sebeple de karmaşık ve çetrefilli bir metin olacağını, dolayısıyla dikkatle ve düşünerek okunması gerekeceği varsaymam. Babil Kitaplığı bende kalıcı hasar bırakmış demek ki.

Ayrıca kitabevinin tanıtımı da bu düşüncelerimi perçinledi. “Olağandışı bir düş gücünün ürünü olan Başka Zaman Kütüphaneleri, içinde Pandora kutusunun saklı olduğu bir roman.” Öykülerden oluşan, ama öykülerin bir şekilde birbirlerine bağlanıp bir bütünlük oluşturduğu, parça parça okunabileceği gibi, bir roman olarak tek parça da okunabilecek bir metin bekliyorsunuz. Ama öyle değil. Kitabın kapağında “roman” ifadesi yer alsa da, son öyküdeki tüm öyküleri bağlantılandırma çabası bunu bir roman yapmaya yetmiyor, olsa olsa anlamlı bir öykü toplamı oluşturuyor.

Kitapta öykülerin üzerine kurgulandığı, kütüphanelere ilişkin fantastik fikirler ilginç. Aslında bu yönü kitabın neden Fantezi Ödülü almış olduğunu da açıklıyor. Özellikle Sanal Kütüphane, Gece Kütüphanesi ve Cehennem Kütüphanesi iyiydi. Ayrıca Ev Kütüphanesi’ndeki, inerken farklı çıkarken farklı basamak sayısına sahip merdiven fikrinden ve adamın bu durum karşısındaki takıntılı uğraşlarından hoşlandım.

Ancak bu fikirlerin anlatılışında sorun var. Hikayelerde genel bir anlatım aksaklığı, bir basitlik söz konusu. Sanki bunların üzerinde pek fazla düşünülmemiş, fikirler akla geldiğinde çalakalem oluşturulan öykü taslakları bir daha hiç okunmamış, hiç geliştirilmemiş. Bu durum, Poerkunç Gece Kütüphanesi dışında tüm öyküler için geçerli. Kendi adıma bir öyküye güzel diyebilmek için iki kriteri ararım: 1. öykü hakkında “ben olsam şöyle yazardım” diyememeliyim, 2. “bitmesine kaç sayfa kaldı” diye düşünme fırsatı bulmamalıyım. Bu öykülerde zaman zaman iki kriteri de bulamadığım oldu.

Yine de kitabı okuduğuma pişman olmadım, eğlendim en azından.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s