Durum 429

1997 yazı sanırım en güzel yazlarımdan biriydi. Lise bitmişti, üniversite sınavları da – o zaman iki taneydi – sonuçlanmıştı. Kazanmıştım, mühendis olacaktım. Yıllardır yaptığımız gibi Akçay’da tatildeydik. Saçlarımı uzatmaya başlamıştım (daha sonra üniversitedeki 4 yılım boyunca sadece iki defa berbere gidecektim). O yazın temmuzunda okuduğum iki kitap, kendime katacağım, ne yazarsa okuyacağım, biri için 5 yıl diğeri için 7 yıl boyunca kitapçıları yeni kitabı var mı diye sorgulayacağım iki yazarı da müjdeliyordu.

İki kitap da 1996’da basılmıştı: İhsan Oktay Anar’dan Kitab-ül Hiyel (İletişim) ve Sadık Yemni’den Amsterdam’ın Gülü (o zaman Metis, şimdi Everest). İhsan Oktay Anar’ın geçmişte kurduğu fantastik dünyaya bayılmıştım. Hollanda’dan bildiren Sadık Yemni’nin ise çok farklı bir anlatımı, Türkçe’yi uzaklarda yaşatmanın getirdiği ayrı bir tadı vardı.

O yılın sonunda, üniversitedeki ilk yılımı derslerde bile kitap okuyarak geçirirken (ki ilk dönem ortalamam 1,11 gelmiş, fizikten, evet lise fiziğinden, beş ay önce ÖYS’de paramparça ettiğim fizikten kalmıştım), aralığın puslu günlerinde arka arkaya Öte Yer’i ve Muska’yı (ikisi de Metis’ten çıkmıştı) okuyacaktım. Sarp Sapmaz’ı o kitaplarda tanıyacak, yaşamış olmak istediğim çocukluğu yaşadığı için onu biraz kıskanacaktım.

Bir üçleme olacağını bildiğim bu hikayenin devamını ise 8 yıl beklemem gerekti. Üçüncü Sarp Sapmaz kitabı on yıllık bir yazım aşamasından sonra 2005 yılında Yatır adıyla Everest’ten çıktı. Arada Yemni, yine Everest’in yayınladığı Metros’u (2002), Çözücü’yü (2003) ve Ölümsüz’ü (2004) yazarak fantastik evrenime yepyeni bir galaksi kazandırdı. Bunlarla birlikte, bir de nasıl olduysa kaybettiğim – sanırım birine verdim de geri istemeyi unuttum – Amsterdam’ın Gülü’nü yeni Everest baskısından bir kez daha okudum. Sonra Muhabbet Evi (2006) geldi ve bu yıl da bambaşka bir kitap çıktı ortaya: Durum 429

429.jpg Yemni bu kitapla birlikte, içten içe hissettiğimiz bir gerçeği de resmiyete kavuşturdu: Sarp Sapmaz’ın hayatı Sadık Yemni’nin gençliğinin, başka bir gerçekliğe izdüşürülmüş halidir. Durum 429’da 1968 ve 1969 yıllarının İzmir’inde, Yemni’nin lise iki ve üçüncü sınıflarda yaşadıkları Sefer Morciva adındaki gencin anıları olarak anlatılıyor. Genel olarak lise çağındaki bir grup azgın gencin çılgın anılarından ibaret eğlenceli bir kitap. Ama dönemin yaşam tarzını, önemli olaylarını ve gündemini de vermekten geri kalmıyor. Yemni o dönemi milletçe “uyutulmaya” başladığımız yılların başlangıcı olarak görüyor. Kitabın adı da bunu destekleyecek bir anıdan kaynaklanmış.

Öğrenciler bir yerlerden fazlasıyla gerçekçi bir manken buluyorlar. Bunu sınıfa getirip bir sıraya oturtuyorlar ve ona 429 Hüseyin Poyraz adını takıyorlar. Yemni kitabında eğitim sisteminin o zamanlardan itibaren öğrencileri, Hüseyin Poyraz gibi sessizce yerinde oturan, sabit ve itaatkâr bireyler haline getirmeye çalıştığını savunuyor. O yıllardaki taşkınlıklarının ise bu uğraşa, pek de farkında olmadan karşı koymaya çalışmalarından kaynaklandığını düşünen Yemni, aradan geçen yıllardan sonra aslında hayatın onları evirip çevirip sonunda birer 429 yaptığını fark ediyor. Neşeli başlayan, keyifle okunan kitap sonunda okuyucuyu da bir 429 haline gelip gelmediğini düşünmeye sürükleyip keyfini kaçırarak – aslında iyi de ederek – bitiyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s