Topalların Sezonu

Bu sezon 6 oyunda ana karakterlerin topal olması gibi bir tesadüf vardı. O sebeple bu sezonu topalların sezonu ilan ediyorum. İşte bu sezonun topalları:

Koca dünya savaşından yorgun, argın ve sakat dönen, döndüğü yeri bıraktığı gibi bulamayan, sonunda Kapıların Dışında kalan Beckman belki de tiyatro tarihinin her zaman hatırlanacak karakterlerinden biri. Savaşta bacağından yaralanmış, dizini bükemiyor. Ayrıca gözleri de bozuk ama gözlüğünü cephede kaybetmiş. Bu yüzden bir gaz maskesinin gözlük kısmını kullanmak zorunda kalıyor. Geri dönüyor Beckman, savaşın bittiğine sevinerek geri dönüyor. Ama evinde başka bir adam var artık, karısının kocası başka. İşi yok, kimse bir sakata iş vermiyor. Annesi ve babası öldürmüşler kendilerini, evlerine başkaları taşınmış. Beckman komutanına da gidiyor, cephede kendi komutasında ölenlerin sorumluluğunu ona devretmek için, ama komutan da kovalıyor onu. Beckman atıyor kendini Elbe’ye, Elbe bile istemiyor onu, karaya geri fırlatıyor. Beckman topal topal koşturdukça hayatın ardından, Yiğit Sertdemir akıllarda iz bırakıyor, kalıcılığını müjdeliyor.

Bir başka savaş mağduru da Çukurova’da bir Eskici Dükkanı ile ailesini geçindirmeye çalışan Topal Eskici. O da bambaşka bir coğrafyada, başka gerçeklikler altında aynı sonuca varmış ve bacağını savaşta vatanı uğruna bırakmış. Geri döndüğünde işleri eskisi gibi olmamış, gittikçe fakirleşmiş, tek dükkana kalmış ki o da aileyi geçindirmeye yetmiyor. Eskici oğullarına söz geçiremiyor artık, onların para kazanmak için pamuk toplamaya gitmesine engel olamıyor. Oğulları hastalanıyor pamuk toplarken, ölüme yatıyor. Para yok, tedavi ettiremiyor. Bu sırada yörenin eski zenginlerinden birinin Fransa’da büyümüş torunları ortaya çıkıp dükkanını almak istiyor da Eskici ne kadar öderlerse ödesinler, oğullarının ölmesi pahasına satmıyor dükkanını. Çünkü bu torunların dedesi, Eskici vatanı uğruna bacağını bırakırken, işgalcilerle birlik olmuştur da servetine servet katmıştır. İşte o yüzden kovuyor adamları Eskici ve Metin Çekmez oyunun sonunda “Uyanın ehlikeyf uykusundan uyanın!” diye yeri göğü inletirken sezonun en popülist mesajını da veriyor.

Tiyatro evreninin bir başka köşesinde köylüler şenliklerde doyasıya eğleniyorlar. Çünkü yıllar süren kıtlık bitti artık, herkesin yeterince buğdayı var ekmek yapmak için, bu bolluk mutlu ediyor insanları. Ama mutlu olmayanlar da var. Kıtlık boyunca tarlalarına kara tohum ekip köylülere satan zenginlerin depoları hâlâ kara tohumla dolu. Artık köylüler almıyorlar o tohumları, zenginler daha az zengin olmaya başlıyorlar. Sonunda imdada ezeli ortakları yetişiyor: din adamları. Kutsal göldeki kutsal balıkların ölmekte olduğu öne sürülüyor. Yaşamaları için onlara buğday atılması gerekiyor. Devlet el koyuyor köylülerin tüm buğdayına, ama cömert davranıp dört katı karatohum veriyor köylülere. Bundan yapılan ekmekleri yedikçe hastalanıyor köylüler, kötürüm kalıyorlar. Cömert devlet de bir yücelik daha yapıp tutuyor bir Ayak Bacak Fabrikası kuruyor. Her topluma lazım böyle düşünceli devlet büyükleri, bizde iyi ki pek çoklar.

Devlet sadece zenginlerle değil mafyayla da iyi geçiniyor. Öyle bir ortaklık düzeni kuruluyor ki sonunda herkes buna uyarlanıyor. Bir Uyarca da üst düzey polis olan Cop. Onun bir kolu ile bir bacağı sakat, çünkü büyük mafya babası Şef onu gençliğinde bir çatışmada vurmuş. Cop kendini Şef’i yakalamaya adar, ardı ardına deliller bulup üstlerine sunar, ama işin boyutu o kadar büyüktür ki sonuç alamaz. Sonunda farklı bir yol dener ve Şef’i tehdit ederek işine ortak olur. Yıllar boyunca Şef’in hem işteki hisselerini ele geçirir hem de adamlarını kendi yanına çeker. Sonunda da onu vurarak öldürür. Ama yanına çektiğini sandığı adamlar aslında başkalarının yanındadır ve düzenin ortaya çıkmaması gerekmektedir. Bu sebeple adamlar Şef’in yıllar önce yapamadığını yaparlar ve Cop’u öldürürler. Oyun boyunca bir kolunu ve bir bacağını kullanmadan oynamak kolay değil, Tarık Ünlüoğlu bu konuda takdiri hak ediyor.

Bütün bunlardan çok uzakta yaşayan Inishmaan’ın Sakatı Billy genç bir oğlandır. Doğuştan sakattır bir koluyla bir bacağı. Annesiyle babası ölmüştür üstelik, onu bir bakkal işleten iki yaşlı kadın büyütmüştür. İrlanda’nın bu küçük adası yetmez Billy’ye, başka hayatların mümkün olduğunu düşünür hep. Sonunda bir fırsat çıkar karşısına, komşu adaya bir film ekibi gelir. Billy filmde oynama ümidiyle oraya gider, ekibe katılır ve Hollywood’un yolunu tutar. Billy gider ama ne onun hayatında bir şey değişir, ne de adada. Başka bir hayat mümkün değildir aslında çünkü insan yaşamakta olduğu hayatı her gittiği yere sürükler. Billy de bunu fark eder ve küçük adasının küçük insanlarına döner. Oyun boyunca bir kolunu ve bir bacağını kullanmadan oynamak kolay değil. Bir de bunları çarpıtıp garip şekiller vermek, üstüne bir de o çarpık bacakla yürümek çok daha zor. Bütün bunları başaranın ise yeni mezun olmuş ve ilk önemli rolüne çıkmış Deniz Gönenç Sümer olması sevindirici.

Sezonun en kişisel sakatlığı ise Sarah Bernardt’ın topallığı. Sarah en verimli ve gözde olduğu dönemde, bir oyun sırasında rol icabı dekordan aşağıya atlar ancak orada onu koruması gereken şilte yoktur. Dizinin üzerine düşer, sakat kalır, bacağı kesilir. Bacağıyla birlikte profesyonel hayatını da kaybeder. Evine kapanan Sarah anılarıyla avunmaya başlar. Hatta bunu öyle ileri götürür ki artık Yaşam Bir Oyun olur ve Sarah katibi Pitou’yu anılarındaki kişileri canlandırmaya zorlar. Zaman zaman topallamayı bırakan Dilek Türker de seyirciyi bayım bayım bayıltırken oyunu toparlamak kılıktan kılığa giren Erol Keskin’e kalır.

Reklamlar

Kategoriler: Seyir Notu, Tiyatro

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s